ABD ve İsrail’in İran Saldırısı: Türk Hava Sahası Arı Kovanı

Bir anda yükselen çatışma dalgası, Orta Doğu hava sahasını adeta kilitledi. Uluslararası havacılık otoriteleri, İran, Irak ve Ürdün hava sahalarını ardı ardına kapatarak uçuş akışını yeniden yönlendirdi. Bu süreçte bölgede faaliyet gösteren birçok ülkenin hava sahası üzerinde gözetim ve güvenlik tedbirleri sıkılaştırıldı; NOTAM’lar uyarı niteliği taşıdı ve pilotlar için alternatif koridorlar hızla açıldı.

Havacılık trafiğinin ana güzergahları, Basra Körfezi ve Umman Denizi üzerinden uzanan güvenli rotalara kaydırıldı. Kafkasya ve Türk hava sahası ise dünya üzerinde kalan sınırlı listelerde kritik bir geçiş noktası olarak konumunu sürdürdü. Turistik ve ticari uçuşlar, operasyonların başlamasıyla birlikte belirli rotalarda caosli çözümler arayışına itildi.

İran hava sahasının yaklaşık 10 dakika içinde boşalması, operasyonun ne kadar hızlı ve geniş kapsamlı olduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. İran ve Irak hava sahalarının tamamen kapatılmasıyla birlikte uçuşlar, bu iki ülkenin komşu hava sahaları üzerinden adeta devreye alındı. Ürdün kısa bir süreliğine hava sahasını kapattı; sonrasında ise bazı koridorlardan geçişe izin vermeye başladı. Suriye hava sahasında ise uçuşlar kısıtlandı ama bazı koridorlar üzerinden geçişlere kapalı olmayan hatlar oluştu.

Bu süreç, Orta Doğu’nun merkezi koridorunun tamamen bloke edilmesine yol açtı ve bölgesel aktörlerin uçuş güvenliğini sağlamak için akıllı hava trafiği planlaması gereğini ortaya koydu. Hava sahalarının yeniden yapılandırılması, operasyonlar ve sivil uçuşlar için yeni akışlar oluştururken, yolcular içinse önemli gecikmelere ve yolcu konforunda düşüşlere neden oldu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın