
Harrison ve Anti-D Antikorlarının Önemi
Avustralya’da “altın kollu adam” olarak bilinen Harrison, kanında bulunan nadir bir antikor olan Anti-D ile doğmamış bebeklerin hayatlarını kurtarmada büyük bir rol oynamıştır. Anti-D, hamile annelerin kanlarının, doğmamış bebeklerine zarar verme riski taşıdığı durumlarda kullanılan hayati bir ilaçtır. Bu yazıda, Harrison’ın hikayesini ve Anti-D antikorlarının önemini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Harrison’ın Bağışçılık Hikayesi
Harrison, 14 yaşındayken geçirdiği büyük bir göğüs ameliyatı sırasında kan nakli yapıldıktan sonra, bağışçı olma sözü vererek hayatına yeni bir yön vermiştir. 18 yaşına geldiğinde ise kan plazmasını bağışlamaya başladı ve bu süreçte her iki haftada bir düzenli olarak bağışta bulunmaya devam etti. 2005 yılında, en fazla kan plazması bağışında bulunan kişi olarak bir rekor kırmış olan Harrison, bu unvanı 2022 yılına kadar korumuştur.
Anti-D Aşısının Hayat Kurtarıcı Rolü
Anti-D aşıları, doğmamış bebekleri fetüs ve yenidoğanın hemolitik hastalığı (HDFN) adı verilen ölümcül bir kan hastalığından korumaktadır. HDFN, annenin kırmızı kan hücrelerinin, bebeğin kırmızı kan hücreleriyle uyumsuz olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu durumda, annenin bağışıklık sistemi bebeğin kan hücrelerini tehdit olarak algılar ve onlara saldırmak için antikorlar üretir. Bu durum, bebeğe ciddi zararlar verebilir; şiddetli anemiye, kalp yetmezliğine veya hatta ölüme neden olabilir.
Geçmişte HDFN ve Anti-D Müdahaleleri
1960’ların ortalarında Anti-D müdahaleleri geliştirilmeden önce, HDFN tanısı konulan her iki bebekten biri hayatını kaybetmekteydi. Harrison’ın kanının Anti-D açısından nasıl bu kadar zengin hale geldiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı raporlar, bu durumun onun 14 yaşındayken aldığı yoğun kan nakli ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.
Avustralya’daki Anti-D Donörleri
Avustralya’da yaklaşık 200’den az Anti-D bağışçısı olmasına rağmen, bu bağışçılar her yıl yaklaşık 45.000 anne ve bebeğine hayat kurtarmaktadır. Lifeblood, Harrison ve diğer donörlerden alınan kan ve bağışıklık hücrelerini çoğaltarak laboratuvar ortamında Anti-D antikorları üretmek için Walter ve Eliza Hall Tıbbi Araştırma Enstitüsü ile işbirliği yapmaktadır. Araştırmacılar, laboratuvar ortamında üretilen Anti-D’nin gelecekte dünya genelindeki hamile kadınlara yardımcı olabileceğini ummaktadır.
Harrison’ın Mirası ve Ailesi
Harrison’ın kızı Tracey Mellowship, babasının hayat kurtarma çabalarıyla gurur duyduğunu ifade etmektedir. Mellowship, babasının “hiçbir maliyet veya acı çekmeden bu kadar çok hayat kurtardığı” için duyduğu gururu dile getirmiştir. Ayrıca, Harrison’ın torunlarından ikisi de Anti-D aşısı olan bireylerdir. Mellowship, “Babamın yaptığı iyiliklerin birçok aile için hayat kurtardığını bilmek onu mutlu etti,” demiştir.
Geleceğe Yönelik Umutlar
Lifeblood’un araştırma direktörü David Irving, yeni bir terapi yaratmanın uzun zamandır “kutsal kase” olarak görüldüğünü belirtmiştir. Yeterli nitelik ve miktarda antikor üretebilen bağışçıların azlığı, bu alandaki en büyük zorluklardan bir tanesidir. Ancak Harrison gibi bağışçılar sayesinde, Anti-D antikorlarının üretimi ve dağıtımında büyük ilerlemeler kaydedilmektedir.
Sonuç Olarak
Harrison’ın hikayesi, kan bağışının ve Anti-D antikorlarının hayat kurtarıcı etkisini gözler önüne sermektedir. Onun gibi bağışçılar, gelecekte daha fazla annenin ve bebeğin hayatını kurtarma potansiyeline sahip. Bilinçli bağışçılar, toplum sağlığına büyük katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle, bağış yapmayı düşünenlerin, Harrison’ın mirasını devam ettirmek için harekete geçmesi gerekmektedir.