WatchGuard tarafından yayınlanan 2025 Türkiye siber saldırı raporu, ülkemizdeki dijital güvenlik ortamında yaşanan son gelişmeleri detaylı biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre, toplam siber saldırı sayısı, geçtiğimiz yıla kıyasla büyük ölçüde azalarak güvenlikte önemli bir gelişmeyi gösterse de, saldırganların taktiklerinde ve hedeflediği tehditlerde değişim gözlemleniyor. Bu durum, kurumların savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri ve yeni tehditlere karşı hazırlıklı olmaları gerektiğine işaret ediyor.
2025 raporunun en dikkat çekici verisi, saldırıların türleri arasındaki farklılıklar. Ağ temelli saldırıların ciddi oranda azalması sevindirici olsa da, kötü amaçlı yazılım saldırılarında hafif bir artış yaşanması, günümüz tehdit ortamının hala hareketli ve karmaşık olduğunu gösteriyor. Verilere göre, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyon olan toplam saldırı adedi, 2025’te 300.035’e gerileyerek %80’den fazla bir düşüş gösterdi. Ancak, saldırıların niteliği değişti ve tehdit aktörleri yeni taktikler kullanmaya başladı.
| Açıklama | 2024 Saldırı Sayısı | 2025 Saldırı Sayısı | Değişim (%) |
|---|---|---|---|
| Ağ saldırıları | 1.000.000+ | 61.599 | %94 |
| Kötü amaçlı yazılım saldırıları | 237.000 | 238.436 | %1,37 |
Bu eğilimin arkasında, artan güvenlik yatırımları ve farkındalık seviyesinin yükselmesi yatarken, tehdit aktörlerinin yöntem değiştirmesi ve yeni nesil saldırıların ortaya çıkması oldukça dikkat çekici bir gelişmedir. WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, saldırıların azalmasına rağmen, kötü amaçlı yazılımlardaki artışın, tehditlerin doğasının değiştiğine işaret ettiğini belirtiyor. Bu noktada kurumların bilincinin ve hazırlık seviyesinin artırılması büyük önem taşıyor.
Güçlenen saldırganlar, geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek, çok daha sofistike ve tespit edilmesi güç teknikler kullanmaya başladı. Alper Onarangil, bu değişimi vurgulayarak, saldırganların artık sistemlerde ve kullanıcı kimlik bilgilerinde zaten var olan araçları ve açıkları kullanmayı tercih ettiğini söylüyor. “Living off the land” olarak adlandırılan bu teknikler, saldırganların sistemlerde aylarca fark edilmeden kalmasına olanak tanıyor ve fark edilmesi zorlaşıyor. Bu ortamda, geleneksel antivirüs programlarının yetersiz kalabileceğini hatırlatıyor.
Güvenliği sağlamak için birkaç temel prensibi benimsemek gerekir:
- Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA): Hesap güvenliği için en etkili ve temel savunma adımlarından biri.
- Gelişmiş Tehdit Tespiti (EDR/NDR): Davranış analizi yapabilen ve dosya dışı saldırıları tespit edebilecek çözümler.
- Zero Trust Modeli: Her kullanıcı ve cihazın öncelikle güvenilir olmadığını varsayarak, tüm erişimlerin katı kurallarla denetlenmesi.
Toplam saldırı sayısında yaşanan bu olumlu gelişmeye rağmen, tehditlerin evrim geçiriyor olması, kurumların sürekli güncel ve bütüncül güvenlik stratejileri geliştirmesini zorunlu kılıyor. Siber güvenlikte bilinçli ve hazırlıklı olmak, ilerleyen dönemlerdeki tehditlere karşı en etkili korunma biçimidir. Sizin bu konuda görüşleriniz veya önerileriniz neler? Yorumlar bölümünde bizimle paylaşmayı unutmayın!

İlk yorum yapan olun