Fransa İlaç ve Sağlık Ürünleri Ulusal Güvenlik Ajansı (ANSM) ile Ulusal Sağlık Sigortası Kurumu’nun ortak çalışma alanı olan Epi-Phare tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları, yayıncı Journal of the American Medical Association tarafından duyuruldu. Çalışma, 1 Kasım 2021 itibarıyla Fransa’da yaşayan ve yaş aralığı 18-59 olan toplam 28 milyondan fazla kişinin sağlık kayıtlarını inceledi. Bu geniş katılımlı örneklem, ülkenin en yoğun aşılama dönemine denk geliyor ve %79’luk ilk doz aşılanma oranını temel alıyor. Çalışmanın dikkat çekici bulguları arasında, aşılama ile uzun vadede ölüm riski %25 oranında azaldı. Bu, sadece COVID-19 kaynaklı ölümleri değil, genel ölüm oranlarını da kapsayan önemli bir veri. Özellikle, aşının koruyucu etkisiyle COVID-19 nedeniyle hastaneye yatış ve ölüm oranlarının ciddi ölçüde düştüğü görülüyor. COVID-19’a bağlı ölüm oranı, aşı yapılan bireylerde sadece %1,9 seviyesinde kalırken, aşısı olmayanlarda bu oran %10,5’e yükseliyor. Ayrıca, aşı olmuş kişilerde COVID-19 sonrası ölüm riskinin %74 oranında azaldığı ve bu durumun uluslararası araştırmalarla tutarlı olduğu bildirildi.
Aşıların Dolaylı Sağlık Üzerindeki Etkileri
Aşıların sağladığı koruma sadece doğrudan COVID-19 enfeksiyonunu engellemekle sınırlı değil. Ayrıca, hastalığın ağır geçilmesi sonucu oluşan ikincil sağlık sorunlarının azaltılmasına da katkı sağlıyor. Uzmanlar, güçlü bağışıklık ile birlikte, özellikle kalp ve damar hastalıklarına neden olan komplikasyonların uzun vadeli ölüm oranlarını düşürdüğünü belirtiyor. Bu, aşılama sayesinde zincirleme olumsuz etkiyi kırmaya yardımcı oluyor ve uzun vadede yaşam kalitesini artırıyor.
Sosyoekonomik Faktörlerin Aşılama ve Sağlık Durumuna Yansımaları
Raporda ayrıca, aşılama ve sağlık hizmetlerine erişim arasındaki bağlantılar da dikkat çekiyor. Aşı olmayan kişilerin %20,9’u düşük gelir grubuna ait iken, aşılama oranı %9,2’ye kadar geriliyor. Aynı zamanda, en düşük gelirli bölgelerde yaşayanların oranı %27 seviyesine ulaşıyor. Bu durum, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal eşitsizliklerin, genel sağlığı olumsuz etkilediğine işaret ediyor. Uzmanlar, 18-59 yaş arası grubun COVID-19 açısından daha düşük risk taşımasına rağmen, yaşam süresi ve ölüm oranlarının uzun vadede azaldığını vurguluyor. Ayrıca, nadir görülen Miyokardit ve Perikardit vakalarının uzun vadeli ciddi sonuçlar doğurmadığını belirten araştırmacılar, COVID sonrası ortaya çıkan benzer kalp iltihaplarının ise daha ciddi seyrettiğini hatırlattı. Ek olarak, araştırma ekibi, bu güvenlik sinyali gözetilmeden yeni çalışmalar yapmayı planlamadıklarını dile getirdi.
Prof. Mahmoud Zureik, ayrıca, aşılama sürecinin Hiçbir sağlık ürünü bu kadar yoğun izlenmemişti şeklinde özetlenebileceğini ve bu çalışma ile aşıların uzun vadeli etkilerinin güvenliğinin net bir biçimde ortaya konduğunu belirtti.
