Mars’ta Haşhaş Tohumu Desenli Kaya Keşfi

NASA’nın Perseverance aracı, Temmuz 2024’te Mars yüzeyinde yaptığı analizlerle bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. Jezero Krateri’nde keşfedilen ve görsel olarak haşhaş tohumu ve leopar desenlerini andıran renkli sedimanlar, araştırmacıların ilgisini çekti. Araç, bu bölgeden yüzey örneği toplayarak, içerdiği kimyasal bileşenleri detaylı biçimde analiz etti. Organik karbon, kükürt, demir oksitleri ve fosfor gibi yaşamın temel unsurları bu kayanın yapısında bulunuyor. Bu bulgular, Nature dergisinde yayımlanırken, bu taşın Mars’ta yaşam izlerini taşıdığına dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor. Ancak, kesin sonuçlar için alınan örneğin Dünya’ya getirilerek detaylı analizlerin yapılması gerektiği belirtiliyor; şu an ise Mars Sample Return görevi resmi olarak askıya alınmış durumda.

Öte yandan, gökyüzü gözlem teknolojilerinde büyük ilerlemeler kaydediliyor. ATLAS sistemi sayesinde, Haziran ayı içerisinde galaksimizin uzak köşelerinden gelen üçüncü yıldızlararası nesne tespit edildi. Dolayısıyla, bu asteroid ve kuyrukluyıldızların çoğu Güneş Sistemi’ne ait olsa da, yeni veriler, nesnenin başka bir yıldız sisteminden geldiğini gösteriyor. Bu nesneye “3I/ATLAS” adı verildi ve bilim insanları, mümkün olduğunca çok veri toplamaya çalışıyorlar. Yüksek karbon dioksit içeriği ve yaşlı yapısı ile dikkat çeken bu nesne, dünya dışı kökenli olma ihtimaliyle büyük ilgi çekiyor.

Betelgeuse’un Parlaklık Gizemi ve Yıldız Arkadaşı Keşfi

Astronomlar, Betelgeuse yıldızının anormal parlaklık değişimleriyle ilgili yeni ipuçlarına ulaştı. Hawaii’deki Gemini North teleskobunun yüksek çözünürlüklü gözlemleri sayesinde, yıldızın küçük ve sönük bir yörüngedeki arkadaş yıldızı tespit edildi. Bu yıldız, “BetelBuddy” olarak adlandırıldı ve yaklaşık 400 günlük parlaklık döngüleri ile dikkat çekiyor. Bu gelişme, yıldızın düşük parlaklık dönemlerini daha iyi anlamamıza olanak sağladı.

Betelgeuse’un Parlaklık Gizemi ve Yıldız Arkadaşı Keşfi

Görünümün ötesinde, uzay araştırmaları alanında çığır açan bir gelişme de NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından gerçekleştirildi. Webb’in yakın kızılötesi kamerasıyla, Uranüs yörüngesinde yeni bir uydu keşfedildi. S/2025 U1 adı verilen bu küçük uydu, yaklaşık 10 kilometre çapında ve yaklaşık 56.000 kilometre uzaklıktaki yörüngesinde bulunuyor. Bu, Voyager 2 tarafından gözlemlenemeyen ilk uydu olma özelliğine sahip. Bu keşif, Uranüs’ün halka sisteminin ve uydularının oluşumu hakkında yeni bilgiler sunuyor ve gökbilimcilerin gizemli uyduları daha iyi anlamasını sağlıyor.

Galaksiler ve Kara Delikler Üzerine Derin Araştırmalar

Gökbilim alanında önemli bir gelişme de, uzay teleskoplarının ve yer gözlemevlerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi. Dünya’dan yaklaşık 5 milyar ışık yılı uzaklıktaki “Cosmic Horseshoe” adlı devasa galaksinin merkezinde, Güneş’in 36 milyar katı kütleye sahip dev bir kara delik tespit edildi. Hubble ve VLT verilerinin birleşimiyle ortaya çıkan bu keşif, Einstein halkaları yardımıyla kara deliklerin varlığı kesin olarak ispatlanıyor. Bu gelişmeler, özellikle kara deliklerin oluşum ve gelişim süreçlerini anlamada yeni yaklaşımlar getiriyor.

Özellikle, Bennu asteroitinden alınan örnekler, yaşam molekülleri açısından son derece önemli bilgiler içeriyor. NASA’nın OSIRIS-REx göreviyle 2023’te Dünya’ya getirilen bu örneklerde, amino asitler, RNA ve DNA yapıtaşları gibi temel organik maddeler bulunuyor. Bu maddelerin varlığı, asteroitlerin Dünya’ya yaşamın temel bileşenlerini taşıyan doğal taşıyıcılar olabileceğini destekliyor. Özellikle, şekerler arasında DNA’nın yapısında yer alan deoksiribozun bulunmaması, RNA’nın öncü yapılarında önemli ipuçları sağlıyor.

Güneş’e dair gelişmeler ise, Parker Solar Probe’in yaptığı yüksek çözünürlüklü gözlemlerle şekilleniyor. Bu araç, güneş yüzeyine sadece 6,12 milyon kilometre yaklaşıp, koronal patlamaları ve aktif bölgeleri yakından kaydetti. WISPR kamerasıyla elde edilen görüntüler, güneşin dinamik doğasını ve büyük patlamaları ilk kez bu kadar yakından göstererek, Dünya’nın manyetosfer ve jeomanyetik alanlarını etkileyen olaylara dair yeni bilgiler sağlıyor.