ACI’nin 2025-2054 dönemi dünya havalimanı trafik tahminlerine göre, küresel yolcu sayısı 2026 yılında yüzde 3,9’luk bir artışla 10,2 milyara ulaşması öngörülüyor. Bu büyüme, 2045 yılına kadar devam ederek yolcu sayısını ikiye katlayacak ve 18,8 milyara çıkacak, bu da havacılık sektöründe önemli bir dönüşümü işaret ediyor.
Rapordan çıkan önemli noktalar arasında, küresel yolcu trafiğinin güçlü bir taleple ilerlemesi yer alıyor. 2026’da beklenen 10,2 milyarlık seviye, yıllık yüzde 3,9’luk bir artış anlamına geliyor ve 2045’e kadar yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 3,4 ile devam etmesi bekleniyor. Ancak, bu talep artışı, bölgeler arası dengesizlikler ve kapasite kısıtlamaları gibi faktörlerle birlikte geliyor, ki bunlar sektörün sürdürülebilirliğini etkileyebilir.
Sürdürülebilir Büyüme Beklentileri
Uzun vadeli görünüm olumlu olsa da, büyüme gelişmekte olan pazarların etkisiyle 2040’ların ortalarına kadar iki katından fazla artabilir. Buna rağmen, bu artış havalimanı altyapı sınırlamaları, tedarik zinciri zorlukları ve jeopolitik belirsizlikler gibi engellerle karşı karşıya kalıyor. Bu faktörler, sektörün operasyonel karmaşıklığını artırarak bölgesel dengesizlikleri derinleştirebilir.
Sektördeki Kolektif Eylem Gerekliliği
ACI Dünya Genel Direktörü Justin Erbacci, tahminlerin sektör için bir uyarı niteliğinde olduğunu vurguluyor. Ona göre, “Koordineli eylem olmadan uzun vadeli büyüme garanti edilemez. Artan talebi karşılamak için, havalimanı altyapısına, hava sahası kapasitesine ve operasyonel dayanıklılığa hızla yatırım yapılmalı, ayrıca havayolları, hükümetler ve düzenleyiciler arasında işbirliği güçlendirilmelidir.” Bu olmadan, kapasite kısıtlamaları operasyonel darboğazlar yaratabilir ve ekonomik kalkınma fırsatlarını kaçırmamıza neden olabilir. Havacılık, küresel GSYİH’nin yüzde 3,9’una katkıda bulunduğu için, bu küresel bir zorunluluk haline gelmiştir.
ACI ve IATA Arasındaki Farklılıklar
ACI ve IATA’nın yolcu tahminlerindeki farklılıklar, veri toplama yöntemlerinden kaynaklanıyor. ACI, bir yolcuyu havalimanından geçen kişi olarak tanımlar ve bu, giden, gelen veya transfer yolcuları ayrı ayrı sayar. Örneğin, İstanbul → Frankfurt → New York rotasında aynı kişi üç farklı hareket olarak kaydedilir. Bu yaklaşım, 2.800’den fazla havalimanından doğrudan veri alınarak desteklenir.
Öte yandan, IATA yolcuyu uçakla seyahat eden birey olarak ele alır ve transferleri ayrı saymaz. Yani aynı örnekte, bu rota tek bir yolcu olarak kabul edilir. IATA’nın verileri, 290’dan fazla havayolunun biletleme sistemlerinden geliyor ve bu da tahminlerdeki farklılıkları açıklıyor.
