Anne olan kadın pilotlar, seferlerde çocuklarından uzak kalmanın ve onlara doğru düzgün iletişim kuramamanın zorluklarını yaşıyor. Airbus 320 filosunda ikinci pilot olarak görev yapan Selin Gökhan, AA muhabirine kokpite geçiş hikayesini anlattı. 2005 yılında kabin memuru olarak başladığı yolculuk, zamanla pilotluğa uzanan bir serüvene dönüştü.
Pilotluğa hazırlık sürecinde oğlunun dünyaya geldiğini ve bu süreci adeta onunla birlikte tamamladığını ifade eden Gökhan, bazı şehirler ve ülkeler arasında gidip gelmenin çocuğunu eve götüremeyecek kadar zor olduğunu belirtti. Ancak disiplin ve sabırla istediği hedefe ulaşabileceğini vurguladı. Ailesine duyduğu özlem ve iletişim eksikliği, uçuşların en ağır yanlarından biri olarak öne çıktı. Uçuşlarda gördüğü sevgi dolu destek ise bu duyguyu hafifletmeye çalışıyor. Çocuğunu görüp onunla anlık görüntülü konuşarak özlem gidermeye çalıştıklarını söyledi. Doğduğu için oğlunun bu duruma alıştığını ve zamanla bu düzenin normalleştiğini ekledi.
Gökhan, Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen’in yolunu izlemekten gurur duyduğunu belirtti. Pilotluk için yoğun çalışmanın gerekliliğine dikkat çeken Gökhan, hayallerinin peşinden gidildiğinde karşına çıkan zorlukların üstesinden gelinebileceğini ifade etti. Uçuş sırasında ailesini taşıyormuş gibi hissettiğini söyleyen Gökhan, arkada yolcular olduğuna inanırken hâlâ oğluyla birlikte uçmayı umut ettiğini dile getirdi. En büyük hayalinin oğlunun da pilota ilgi duymasıdır.
“Geçen yıl oğlumun doğum gününde uçuş yapıyordum” diyen Gökhan’ın meslek arkadaşı Özge Atakan, yoğun mesaisenin yanı sıra anne olmanın getirdiği zorluklardan bahsetti. Atakan, ailesiyle olan zamanın kısıtlandığını, özel günlerde yanında olamamanın canını yaktığını belirtirken, yatılı görevlerde çocuklarına özlem duyduğunu ifade etti. Uçuşlarda ailesiyle haberleşememenin en zor yanlardan biri olduğuna değinen Atakan, oğlunun ateşli hastalık dönemlerinde bile annelik görevini sürdürmek zorunda kaldığını söyledi. Kadın pilotların sayısının artmasıyla birlikte bu mesleğe olan inancın güçlendiğini dile getirdi. Hem hayal hem de çocuklar üzerinde rol model olmayı hedeflediklerini belirtti.
THY’de kabin memuru olarak başlayan Günce Yavuz ise pilotluk eğitimini oğluyla birlikte sürdürdü. Eğitimine Isparta’da başladığı dönemde anne olan Yavuz, oğlunu yanında götürdüğü şehirlerde hem eğitimine devam etti hem de onunla vakit geçirdi. Uçuşlar bittikten sonra ailesinin yanına döndüğünde oğluyla olan bağını güçlendirdiğini ifade etti. Oğlunun ilk adımlarını Samsun’da attığına dair anılar paylaşan Yavuz, hayallerinin peşinden giderek bugünlere geldiğini belirtti. Anne olmak ve kokpitte olmak arasındaki dengeyi kurmanın, disiplin ve destekle mümkün olduğunu söyledi.
Günce Yavuz, tüm eğitimi boyunca oğluyla birlikte hareket ettiklerini ve bu süreçte onun konforunu ön planda tuttuklarını belirtti. Yolculuklar, aileyi görmeden geçse de uçuş sonrası eve döndüklerinde birbirlerine güç veren anılarla dolu. Anne olan pilotlar için örnek teşkil eden bu hikayeler, çocuklarına rol model olmanın da ötesinde, kariyer yolculuğunun unutulmaz bir parçası olarak öne çıkıyor.

İlk yorum yapan olun