
Sivil Havacılık Genel Müdürü Kemal Yüksek, “Yeni Sivil Havacılık Modeli”nin üç ana bileşene dayandığını belirterek, uluslararası standartları karşılayan dijitalleşme hedeflerini her yönüyle gerçekleştiren ilk ülke olma niyetinde olduklarını ifade etti. Yüksek, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türk sivil havacılığının Kovid-19 pandemisinin ardından hızla toparlandığını ve bu yılın sivil havacılık açısından canlı geçtiğini dile getirdi. 2025 yılında uçuş noktaları ve yolcu sayısında kaydedilen artışlara dikkat çeken Yüksek, Türk Hava Yolları (THY) ile İstanbul Havalimanı’nın bu yükselişteki önemli rolüne vurgu yaptı.
Yüksek, havacılığın etkin bir ulaşım aracı olarak her alanda kullanılmaya başlandığını ve dünyada erişilemeyen bir nokta kalmamasını istediklerini belirtti. Uçuşların yaklaşık 355 noktaya ve 130’dan fazla ülkeye ulaştığını söyleyen Yüksek, bunun devam edeceğini belirtti. “Çin pazarı ve Uzak Doğu’da önemli anlaşmalar yaptık ve bu alanda da önemli fırsatlar elde ettik. Güvenlik açısından da sivil hava trafiğimizde verimli bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim” şeklinde konuştu.
“Yeni Sivil Havacılık Modeli”nin Temel Bileşenleri
Yüksek, en büyük değerlerinin “Yeni Sivil Havacılık Modeli” olduğunu ve bu modelin üç ana bileşenden oluştuğunu açıkladı. Bunlardan birincisi otomasyon sisteminin önemine dikkat çekerek, “Çözümlerimizi yalnızca Türkiye’ye değil, ‘büyük Türkiye’ vizyonuyla tasarlıyoruz. Bu yaklaşımda dost ve kardeş ülkelerimize yönelik çözümler geliştirmeye çalışıyoruz” dedi. Otomasyon sisteminin, havacılık faaliyetlerinin yönetilmesinde yazılım çözümü sunduğunu vurgulayan Yüksek, KDM ORG adlı platformun da insan kaynağını ve lisanslama süreçlerini yöneten bir yapı olduğunu belirtti.
Ayrıca, “Mania” sistemleri ile insansız hava aracı (İHA) çözümlerinin de bu modelin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Yüksek, “Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün (ICAO) dijitalleşme hedefini her açıdan gerçekleştiren ilk ülke olmak istiyoruz. Tüm eylemlerimizi yazılım ile ifade eden bir kurum olmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda son üç yıldır çeşitli çalışmalar yürütüyoruz ve 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanmasını bekliyoruz” şeklinde görüş belirtti.
Havalimanlarına Yönelik Dron Projesi
Yüksek, Türkiye’nin uzun süredir uluslararası sivil havacılık ekosisteminden uzak kalan Suriye, Libya ve Irak gibi ülkelerde eğitim desteği sağladığını vurguladı. Altyapı gibi insan kaynağının da kritik olduğuna dikkat çeken Yüksek, havalimanlarının istenmeyen dronlardan korunması amacıyla projeler geliştirdiklerini açıkladı. “Savuran Hava Savunma Sistemi Projesi”, özel dronları ve havalimanı çevresinde yer alacak ani müdahale timleri ile çözüm sağlamaktadır” dedi. Bu proje ile birlikte göçmen kuşların havalimanı çevresinden uzaklaştırılacağını da ifade etti.
Dijital Sisteme Geçmenin Önemi
Yüksek, son olarak bir uçağın düşmesine neden olan olayları ele alarak, sivil havacılık sisteminin güçlü olması gerekliliğini vurguladı. “Uçuş izni almak için uçuşa elverişlilik belgesi ve sigorta gibi belgelerin eksiksiz olması gerekiyor” diyen Yüksek, “Digital sisteme geçmeyi çok önemsiyoruz. En ufak bir hata çok talihsiz olaylara yol açabilir” şeklinde uyarıda bulundu. Uçak kazalarının detayları incelendiğinde, iletişimde yaşanan sıkıntıların ve ayrıca bakım süreçlerinin önemine dikkat çekti.
